Kırmızı Kalem, Eski Kasetlerin B Yüzü, Zorla İndirilen Albüm…

İyi müziğin ne olursa olsun doğru dinleyiciye ulaşacağına inananlardanım. Yine de, yaratıcı teşviklere de hayır dememek lazım.
Grupların bazen albüm satışlarını veya bilinirliklerini arttırmak, bazen de dinleyicileriyle daha sıcak ilişkiler kurmak için buldukları birkaç yaratıcı yöntem aklımda yer etmişti. Bunlara pazarlama stratejisi olarak da bakabilirsiniz, dinleyici-müzisyen arasında bir iletişim yolu olarak da düşünebilirsiniz.

Kırmızı Kalem…

Zamanda 10 sene kadar geri gidelim, yıl 2005…Henüz işlevinden bir şeyler yitirmemiş olan müzik mağazalarının birinde olduğunuzu hayal edin. Türkçe Rock’ın verimli yılları, günümüzde adını iyi bildiğimiz birçok grubun iyice yükselmeye başladığı zamanlar; Mor ve Ötesi, Kargo, Kurban…Müzik mağazasında yeni çıkan CD’ler arasında geziniyorsunuz, yeni bir ‘sound’ keşfetmek aşkıyla CD’lere bakarken, kapların birinin içinde kırmızı küçük bir kalem gözünüze çarpıyor. Beyaz arka plana kırmızı kalemle çizilmiş albüm kapağını inceliyorsunuz ve grubun adını okuyorsunuz “Redd”.

107506465_tn30_0
İşte Redd böyle bir çıkış yapmıştı 50 / 50 albümüyle. Yıllar içinde bilinirlik kazanan ‘Bahçelere Daldık’, ‘Mutlu Olmak İçin’, ‘Keyifli Bir Gün’ ve ‘Nefes’ gibi şarkılar bu albümdendi. Eğer albümü aldıysanız, o kırmızı kalem’in neden size verildiğini de hatırladığınıza eminim. Gelecek konser afişlerini o kırmızı kalemle sizin tasarlamanızı istiyorlardı. Bu talep gerçekleşti mi, bir afiş seçtiler mi açıkçası bilmiyorum. Ne olursa olsun bir CD’nin içinde çıkan küçük kırmızı bir kalem bana albümü ve kapağını unutturmamaya yetiyorsa başarılı olmuş demektir. Ek bir bilgi olarak; albümde üyelerin fotoğrafları yoktu, yerine ressam İsmail Acar’ın albümü dinledikten sonra yaptığı çizimler vardı, tabi ki kırmızı kalemle.

reddd

 

“Eski kasetlerinizin B yüzüne talibiz!”

90’ların sonlarında yanımızdan ayırmadığımız walkman’ler ve kasetler 2000lerin başlamasıyla yok olup gittiler. Ama çoğumuz, severek dinlediğimiz bu kasetlerden bir anda kurtulamadık. Yavaş yavaş bir kısmı evden atılmaya başlansa da, hâlâ ayrılamadığımız birkaç kaset vardır elbet. İşte bize o günlerden kalan bu eski dostlarımıza 17 Ekim’in “Cassette Store Day” ilan edilmesiyle birileri talip oldu. Yanlış anlamayın! Kasetlerinizi satın almak için değil, bir yüzünü tekrar doldurup size göndermek için…

cassettes

Hem yurtiçinde hem de yurtdışında kendine has bir dinleyici kitlesi edinmeyi başarmış, güzel de bir plak basmış (tasarımı ayrı bir güzel) son yılların gözde gruplarından The Ringo Jets’ in kampanyasıydı bu. Ekim 2015’te yaptığı açık teklifinde The Ringo Jets eski kasetlerimize talip oldu. Teklifleri şöyleydi:

ringg

Bana kalırsa son derece yaratıcı ve sempatik bir yaklaşımdı ki başarılı da oldu. Birçok insan kasetlerini The Ringo Jets’e yolladı ve B yüzündeki Evil Eye albüm kayıtlarıyla teslim aldılar. Dinleyiciyle nostaljik ve sıcak bir ilişki kurulmuş oldu.

12122914_932701280100709_8964979434322945551_n

Zorla İndirilen Albüm

Açıkcası bu fikri nasıl tanımlayacağımı bilemedim, kendimi doğru ifade edebildiysem Iphone kullanıcıları beni hemen anlamışlardır. Başka tanımlamalar isterseniz: “Zorla İnen Albüm”, “Zorla Kendini Dinleten Albüm”, “Habersiz İnen Albüm”

U2-free-album-on-iTunes-image-001

Aklınıza bu tanımlamalara uyan tek bir album geldiğini düşünüyorum ki o da U2’nun 2014 çıkışlı ‘Songs of Innocence’ albümü olsa gerek. Bütün iphone’lara apple tarafından zorla indirilmişti ve işin komik tarafı bunu haber bile vermeden yapmışlardı. Bir gün spor salonunda, telefonumdan müzik dinlerken bilmediğim bir şarkının çalmaya başlamasıyla durumu farkettiğimi hatırlıyorum. Apple – U2 iş birliğiyle bütün albümü zorla telefonlarımıza sokmuşlardı.

u2-apple

Albümün bilinirliği açısından büyük bir başarı elde edilmiş olabilir, ama çoğu müzikseverin (ben de dahil) bu tavrı antipatik bulduğunu hatırlıyorum. U2’dan sonrasında bir özür açıklaması da gelmişti zaten. Yine de iki güzel ve yaratıcı örnekten sonra bunu da kötü örnek olarak mı saysak? Yoksa istenenen pazarlama başarısına ulaşılmış mıdır acaba?

Kaynaklar: