Zurnanın Çığlığı

Zurna diyince bu coğrafyada yaşayan bizlerin aklına ilk önce davul-zurna ikilisi ve köy düğünleri gelir herhalde. Sonra belki mehter takımı… Geleneksel icralar, uzun havalar, bozlaklar, oyun havaları… Orta Asya ve Kafkasya başta olmak üzere pek çok farklı kültürde kullanılan bu enstrüman,  “kaba saz” olarak tabir edilen bir sınıfa ait. Yani aslında popüler müzik türleriyle, Batı formlarıyla bağdaştırmakta güçlük çekebileceğimiz enstrümanlardan biri.

Kişisel olarak ben de bu çalgıyı genelde köy düğünlerinde dinledim ve böylelikle tanıdım. Bu yüzden benim için davuldan ayrı düşünülemeyen, yüksek sesi nedeniyle kimi zaman da rahatsız edici olabilen, ve dürüst olmak gerekirse çok fazla da hazzetmediğim bir enstrümandı. Ama doğru icracılardan dinleyince fikrim değişti.

Alıcı kulağıyla dinleyip de en çok keyif aldığım ilk zurna icrası, genç yetenek Hasa Kavallı’nın çalımıydı. Birkaç etkinlikte gösterdiği canlı performanslarda, daha önceleri çoğu zaman kulağımı tırmalamış olan bu enstrüman bu kez içimi titremeyi başarmıştı.

Çok kaliteli bir kayıt olmasa da aşağıda kendisinin bir zurna taksimini dinleyebilirsiniz:

Ama zurna çalgının bana asıl attığı gol, Halil Çokyürekli’nin blues çalımını duymamla oldu.  Zurna ile yaptığı blues gezintileri, kafamdaki zurna tabularını yıktı ve bir enstrümanın sınırlarının aslında nasıl esnek olabileceğini bana yeniden hatırlattı.

Halil Çoyürekli’nin 2013 tarihli albümü “Çığlık”, ağırlıklı olarak türkü yorumları içeren bir albüm. Zurnadan duymaya alışık olduğumuz ve zurnanın gerçekten çok yakıştığı türkülerin (örneğin; Muğla Kadıoğlu Zeybeği) yanı sıra, zurna ile hicaz makamı gezintisine çıktığımız üç eser de var albümde: Hicaz Peşrev, Hicaz Saz Semaisi ve Hicaz Taksim. Albümün ters köşeye yatıran sürprizleri ise “Latino” ve “Blues for Zurna”.

Zurnada farklı çalımlardan söz etmişken, bir başka zurna ustasını da anmadan geçmek olmaz: Tibet Var. Aydın tarafında yolunuz düşer de bir düğünde filan denk gelirseniz, oturun ve dinleyin, dinleyin, dinleyin.

2015 Zeybek Kampı’ndan bir enstantane, Mehmet Günay Eser’in arşivinden.

Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına…