Saygı Albümleri Dosyası I: Mahzuni’ye Saygı

Son zamanlarda kendime yeni bir takıntı edindim: tribute albümler ya da Türkçe’deki tam olmayan karşılığıyla “ustaya saygı albümleri”.  Tercihen kendi bestelerini yapan ve genelde de seslendiren müzisyenlerin parçalarını başka müzisyenlerin kendi yorumlarıyla seslendirdiği, o usta müzisyen için yapılmış albümler yani… Yurt dışında da pek çok örneği var, ama ben bu dosyada ülkemizdeki öreklerinden bahsedeceğim. İlk yazının konusunda da geçen hafta yayınlanan “Mahzuni’ye Saygı” albümü. Ama bu albüme geçmeden önce, saygı albümleri konusunda birkaç kelam etmek isterim.

Saygı albümlerinde, bir müzisyen ustanın, Mahzuni Şerif gibi mesela, eserlerini bambaşka türlerde müzik yapan müzisyenlerden duymak, bu albümlerin en zengin ve önemli özelliği. Örneğin; daha önce hiç türkü söylediğini duymadığınız bir rock müzisyeninden ya da rap müzisyeninden kendi yorumuyla sevdiğiniz bir Mahzuni eserini duymak, normal şartlarda pek de nail olamayacağımız bir tecrübe. Bu yönüyle saygı albümlerini müzikal zenginlik ve belki de sadece belli türlerde müzik dinleyen, örneğin sadece türk halk müziği dinleyen birilerine, bu albüm vesilesiyle başka caz müzisyenlerini ve yorum biçimlerini tanıtmasından ötürü özel bir yere koyuyorum ben. Peki bu kemiklemiş dinleyici, farklı yorumları bir yenilik ve zenginlik olarak karşılayıp merakla mı dinliyor derseniz, çoğu zaman hayır. Daha ziyade “Türkünün içine etmişler / Böyle mi okunur canım eser / Ne gerek var böyle şeylere” gibi kapalı ve kimi zaman hakarete varan yorumlarla karşılaşıyoruz. Merak edenler için yazının ilerleyen bölümlerinden benzer yorumları görebileceğiniz eserlerden bahsedeceğim ve linklerini paylaşacağım zaten. Saygı albümünde yer alan diğer müzisyenleri dinleyen kesimden ise genelde daha olumlu yorumlar gelebiliyor, sevdiği bir rock müzisyenini türkü söylerken duymak onları mutlu edebiliyor mesela veya zaten bu müzisyenler, hali hazırda başkalarının parçalarını yorumlayan ve bu tür albümlerde yer alan isimler olduğundan, dinleyicileri de haliyle farklılıklara daha açık ve olumlu yaklaşabiliyor.

Olayın bu dinleyicisel ve romantik yönünün yanı sıra telif hakları, “tık oranı” gibi sektörel yanları da var ki buna da ilerleyen yazılarda etraflıca değineceğim, şimdi konuyu açmışken farklı türlerden sanatçıların farklı türlerde yorumları ve bu yorumlara gelen dinleyici yorumları üzerinden “Mahzuni’ye Saygı” albümünü dinleyelim beraber.

Albüm 2 CD’den oluşuyor, toplamda 30 Mahzuni parçası kimileri düet olmak üzere otuzdan fazla müzisyen/grup tarafından kendi tarzlarında yorumlanmış. Albümde Demet Akalın ve Mustafa Ceceli gibi ülkenin en meşhur pop starları da var, Ceyda Köybaşıoğlu ve Neyse gibi ana akımda çok tanınmayan, ama dinleyenlerin bildiği isimler de. Ve artık saygı albümlerinin vazgeçilmezi sayılabilecek Hayko Cepkin, Teoman, Aylin Aslım, Cem Adrian gibi pek çok isim de…

Albüm daha çıkmadan duyulan ilk parça, Mahzuni’nin belki de en meşhur eserlerinden “İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım” idi. Çünkü bu çok bilinen eser, çok bilinen bir pop şarkıcısı – Demet Akalın- ile son zamanlarda ana akım medyadaki yarışma programlarında -O Ses Türkiye- parçalarının yorumlanması gibi nedenlerden ötürü tanımayanların da tanımaya başladığı, tanıyanların zaten saygı duyduğu bir halk müziği müzisyeni -Ahmet Aslan- tarafından yorumlanmış ve yine son zamanlarda çok izlenen bir TV dizisinde -Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz (ATV)- kullanılmıştı. Normaldir ki Ahmet Aslan gibi çoğu insan için 2-3 parçasından fazlası bilinmeyen-mesela aynı zamanda çok kıymetli bir besteci ve akademisyen olan Kemal Dinç ile yaptığı albümler ve konserler pek de ilgi görmezken Gökhan Özoğuz ile düeti milyonlarca kez izlenen-, ama  belli bir dinleyiciye sahip bir müzisyen ile Demet Akalın gibi, ülkemizde yaşayan herkesin mutlaka tanıdığı bir ismin düet yapmış olması, hem de “İşte Gidiyorum Çeşm-i Siyahım” gibi toplumsallaşmış bir eserde, şüphesiz ki büyük bir olaydı.

Haliyle bu olayın, dinleyiciler üzerinden farklı farklı tesirleri oldu. Kimi dinleyici Aslan’ın Demet Akalın’la düet yapmasını gereksiz/kalite düşürücü bir hareket olarak görürken kimileri biraz daha sinirlenip Demet Akalın gibi bir pop figürünün böyle bir albümde yer almasını “Mahzuni’ye saygısızlık” olarak nitelendirdi. Bu yorumları YouTube’da, parçanın altında da görebilirsiniz. Kimi dinleyici ise Demet Akalın gibi halk müziğiyle bağdaştıramadıkları bir ismin bu projede yer almasını güzel bir adım olarak görürken, Akalın’ın parça yorumunu da gayet beğenmiş durumda. Hatta kimileri Akalın’ın yorumunun Aslan’ın önüne geçtiğini bile düşünüyor. Bu örnekten de bir kez daha anlıyoruz ki her bir dinleyicinin algısı ve beğenisi farklı olabiliyor, yani bu işler biraz subjektif konular, bu yüzden de birbirimizi kırmaya değmez. Bu çalışmanın “farklı türden müzisyenleri bir araya getirip zengin bir çok seslilik yaratma” amacından öte sektörel nedenlerin etkisiyle yapıldığından da herkesin bir şekilde farkında olduğunu göz önüne alırsak, yorumlarda müzikal beğeni ve algılardan öte sosyopolitik yaklaşımların olması da kaçınılmaz bir gerçek. Fakat biz yine de olaya müzikal kısmından bakarsak, ben de itiraf etmeliyim ki ilk dinlediğimde bu ortaklığı gereksiz ve anlamsız bulmuştum. Ama sonra yargılarımdan kurtulup gerçekten müziğe kulak verdiğimde, Demet Akalın’ın hiç de fena söylemediğini fark ettim. Ve -başıma bir şey gelmeyecekse- bence Akalın, Arslan’dan da daha hisli söylemiş.

Benzer bir popüler düet de Mahzuni Şerif’in torunu, müzisyen Yiğit Mahzuni ile Mustafa Ceceli düeti olan “Merdo”. Bence tatsız bir düet olmuş, zira böyle özel bir albümde, Mahzuni’nin kendi gibi müzisyen olan torunundan daha farklı bir düet/daha farklı bir yorum beklerdim. Mustafa Ceceli gibi son derece popüler bir müzisyen ile alelade düzenlemede bir düet, albümün geneline bakınca pek de fark edilmeyen ve lezzet vermeyen bir halde kalmış. Tabii benim kişisel olarak Mustafa Ceceli müziğinden çok hoşlanmayışım veYiğit Mahzuni’den beklentilerimin yüksek ve farklı oluşu da etkili olmuş olabilir  bu hissimde. Ama bu demek değil ki ben Mustafa Ceceli’nin vokalistliğini beğenmiyorum diye illa kötü yorumlamış olacak, aksine, albümde beni ve önyargılarımı ters köşeye yatıran birkaç yorum da var bu şekilde. Örneğin; Koray Avcı. Dürüst olmak gerekirse Koray Avcı’nın da ne besteciliğinden ne de vokalistliğinden pek hazzettiğim söylenemez. Bu yüzden de “Dargın Mahkum” gibi bir eserin yanında onun ismini görünce de ön yargılı yaklaşmadım değil. Ama yidiği öldürüyorum madem, hakkını da vereyim, gerçekten düzenleme de çok güzel olmuş, Koray Avcı’nın vokali de parçanın ruhunu veren, kendini dinleten bir yorum olmuş.

Fakat yine de bilen kulaklar Kardeş Türküler yorumunu aramadı değil, zira grup bu parçayı yaklaşık 20 sene önce yorumlayıp “yeniden yorum nedir, nasıl olur?” konusunda ders gibi bir çalışmaya imza atmıştı. Aşağıda 2004 senesinden bir canlı performansı izleyebilirsiniz.

Ne mutlu ki Kardeş Türküler bu albümde de unutulmamış, yine daha ilk saniyelerinden kendi seslerini belli eden bir yorumla “Dom Dom Kurşunu”nu seslendirmişler.

Ve albümde en beğendiğim düzenleme ve yorum Ceylan Ertem’den “Zalım”. Çukur dizisinde de kullanıldığı için albümün şu an en çok dinlenen ve bilinen parçası olmuş durumda. Sosyal medya ve YouTube’daki yorumlara bakılırsa da hayli beğenilmiş bu çalışma. Öncelikle parçanın düzenlemesini yapan Can Güngör’ü can-ı gönülden tebrik ediyorum, çok güçlü bir düzenleme olmuş. Ceylan Ertem de ne kadar iyi bir vokalist olduğunu bir kez daha kulaklar önüne sermiş, zaten hem vokalistlikteki rüştünü hem de yeniden yorumlamadaki başarısını senelerdir sahne performansları -Sezen Aksu Tribute gibi- ve albümleriyle -Yuh! albümü gibi- çoktan kanıtlaya bir isim kendisi.

(Bu yorum sayesinde Çukur dizisini duymuş ve merak etmiş oldum ben de, genelde diziler şarkı ve müzisyen keşfettirir, ama tersi de oluyormuş demek ki.)

Albümün en riskli ve keskin çalışması Ceyda Köybaşıoğlu’nun “Zevzek”i olmuş. Çünkü Köybaşıoğlu, parçayı alıp adeta yeniden yazmış kendi dilinde – ki bence çok güzel olmuş, bir yeniden yorum albümünde olmasını beklediğimiz şey budur. Amma ve lakin bu radikal yorum, kimi dinleyicinin kabul edeceği sınırları aşmış ve haliyle “Şarkıyı ne hale getirmiş, bozmuş” şeklinde onlarca yorum almış. Bana kalırsa Zevzek’in Köybaşıoğlu yorumu, parçanın kara mizahlı yapına fevkalade uymuş. Fakat takdir yine sizin tabii…

Albümde Mahzuni’nin aslında politik de bir insan olduğu tarafı biraz es geçilmiş gibi geldi bana. Bunu çok da yargılayamıyorum, zira “Katil Amerika” gibi bir parçayı mesela, hiçbir sanatçıdan yorumlamasını ve hiçbir firmadan yayınlamasını da beklemiyordum. Bu yüzden de farklı ideoloji, popülarite, sosyal yapı ve anlayıştan pek çok müzisyenin bu albümde bir arada olmasını da sektörel tercihlere değil de herkesin bir arada olduğu iyilik ve güzellik duygularına bağlayarak bu tartışmayı daha başlatmadan noktalandırmak isterim.

Genel bir ortalama alırsam “Acaba bu parça nasıl olmuştur?” diye merak uyandıran, iyi bir albüm olmuş “Mahzuni’ye Saygı”. Dinlemenizi tavsiye ederim. Ceyda Köybaşıoğlu, Neyse, Mesut Yılmaz gibi isimlere yer verilmesi mutluluk verici, her ne kadar olumsuz eleştiri dozu daha yüksek olsa da cazından rockına farklı yorumlar duymak, bir arada düşünemeyeceğimiz müzisyenleri bir arada dinlemek çok kıymetli. Özellikle parçaların aranjeleri konusunda çok müzisyenin emeği var, hepsinin ellerine sağlık. Zira o birbirinden kıymetli eserleri hem yeni yorumcusunun tarzına uyarlamak, hem mevcut halini korumak, hem de dinleyiciyi tatmin etmek o kadar da kolay bir iş değil. Biz dinleyiciler, kolaylıkla hakaret etmeye, kızmaya, beğenmemeye yatkınız, ama işin mutfağını da ara ara hatırlamakta fayda var insanları harcamadan önce.

Albümdeki Teoman, Aylin Aslım, Hayko Cepkin, Cem Adrian yorumları ise benim beklentilerimi karşıladı, zaten artık saygı albümü diyince bu isimlerin yorumlarını kulaklarımız arar oldu. Kendilerinin yorumlarından sonraki yazılarda, başka saygı albümlerinde zaten bahsedeceğim.

 

Kişisel favorilerim:

“Yeniden yorum nasıl yapılır” kategorisi: Ceylan Ertem, Kardeş Türküler, Jülide Özçelik, Ceyda Köybaşıoğlu, Azam Ali

“Türler arası dostluk” kategorisinden: Mabel Matiz-Selda Bağcan, Ahmet Aslan-Demet Akalın

“Çok da farklı bir düzenleme/yorum yok, ama kendi yorumunu fevkalade katmış” kategorisi: Koray Avcı, Cem Adrian, Mehmet Erdem

Albümün tamamını yapımcının yüklediği legal şekilde Youtube üzerinden de dinleyebilir, böylelikle yazıda bahsettiğim farklı tepkileri de yorumlardan okuyabilirsiniz.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *